neden?
- başın sağ olsun
- ne?
- kardeşin vefaat etmiş.
- ne, ne? nasıl, neden? hayır!
onun kartenesiydi, birlikte 28 yılları vardı. bir 28 yıl daha yaşanmamalıydı bu an. paylaşmayı öğrenmişti ilk kez; o bu dünyaya geldiğinde.. annesini, babasını, oyuncaklarını, kitaplarını, kasetlerini, dertlerini, mutluluklarını ve daha çok şeyi paylaştığı insandı o, kardeşiydi, kartanesiydi. neden ölmüştü ki bu kadar erken? neden terketmişti ki onu sanki?
.
.
.
.
- başın sağ olsun, babanı kaybettik..
- ne? niye? nasıl?
bu hayatta en çok saygı duyduğu insandı bu kez onu terkeden. daha yedi sekiz yaşlarındayken, rutubet kokan bir marangozhanede babasından öğrenmişti; emeği, alın terini, azmi ve çalışmayı. o günler değil miydi ondan sonraki hayatında ona yol gösteren, şevk veren? hatırladıkça içlendi, içlendikce ağladı. canı gibi sevdiği bu değerli, onurlu insan neden ölmüştü, neden terketmişti onu?
.
.
.
.
- başın sağ olsun!
- kim?
- nagihan öğretmen,
- neden?
nagihan öğretmen hem kapı komşuları, hem de onun ilkokul öğretmeniydi. çok severdi bu ellisine dayanmış kadını. henüz çocuk yaşta, az bildiği bir kavramın üzerine, en karmaşık kavramları oturtan kişiydi nagihan öğretmen. dürüstlüğün "yalan söylememek" ten ibaret olmadığını ilk kez ondan öğrenmişti. ilk deneyimleri acıydı aslında ama bugün sadece diliyle değil, davranışlarıyla da dürüstse bunu nagihan ögretmene borçluydu. peki nagihan ögretmen neden ölmüştü, o neden gitmişti bu dünyadan?
.
.
.
.
- başın sağ olsun, erdal abi vefaat etmiş.
- neden ya neden?
"sağlam adam" diye tabir edilenlerdi erdal abi. vaktiyle kahvehanelerde iskambil oynayarak vakit öldürmekten kurtarmıştı onu. düşünmesi gereken başka yığınla şey olduğunu hatırlatan kişiydi erdal abi. az mı birlikte kafa yormuşlardı ülkenin gidişatına. bugün ki fikirlerinin çogunda onun izi var dı. iyi ki de vardı. demek o da gitmişti ha, o da terketmişti onu. peki ama neden?
.
.
.
.
bir sabah yine taziyelerle uyandı. "deniz" dediler, gerisini dinlemedi bile. tek bir kez "neden ?" demedi. iki damla yaş düştü gözünden, günlerce sustu. ona "paylaşmayı, emeği, dürüstlüğü ve düşünmeyi nasıl yoğuracagını", tüm bunlardan nasıl güzel bir hamur elde edeceğini öğreten kadın gitmişti bu kez.. her birinin tek başına bir anlamı olmadıgını öğreten kadın gözlerini kapamıştı. bir kez sormadı, "neden?" demedi birkez, ona "aşk"ı öğretenin ardından..
&&&
ne büyük erdemler var şu hayatta. içlerinde en güzel olanlarına sahip olabiliriz. ama onları sevgiyle harmanlamak gerekir. çünkü kimi zaman en büyük "neden" olur sevgisizlik..




